Oysa ki Güzellik

Oysa ki Güzellik

Koparılan bir çiçekti güzellik oysa ki;

Koparıldıkça farkına varılan, farklı kılınan.

Çıkmaz sokaklar karşıladı her hücresini

Aralandıkça yıllar, yıllandıkça şaraplar;

Ve yetmedi anlatmaya gözbebekleri

Dolu yağdıracağını kendi biliyordu ki…

Bile bile girdaplara girip çıkmaktı bu

Bile bile okyanuslara kulaç atmaktı.

Engellerin içinde kendince engel tanımayan,

Bir oyunun sayfalarını okumaktı…

Büyük puntolarla yazdırmaktı manşetlere kendini

Bilerek yırtılacağını…

Görerek gün be gün yırtıldığını…

 

Bir vişne suyu tadında ekşiydi, ekşiliğinde çekiciydi güzellik.

İçildikçe farkına varılan, farklı kılınan.

Kara atılınca kantadında iz bırakan…

Acısına ruhumu kurban verdiğimden belli değil miydi bu?

Acısına rengininkıvrımında dağıldığımdan.

Dağılmakta özgürdü güzellik,

Hırçın rüzgarlar gibi beni savurmakta da özgürdü.

Savrularak izdüşüm yaratmaktı bu

Kimlik yoktu.

Kayıp ruhların tek kişilik dev kadrosu

Sahnede en güzel oyununu oynuyordu…


Güzellik; bile bile yasak,

Bile bile gizli,

Bile bile özgürlük,

Bile bile sağanak yağmurdaki güneş

Yakıcı güneşteki rüzgar,

Güzellik ruhuna iğneler batırdıkça seni

Girdabına sokmaya ant içmiş bir oyundu,

Aşkın oyunuydu…

 

Sen çocuk ruhunda oynuyorken;

Dağılımlarının üstünü birer birer örtüyordun.

Saç tellerinden başlayıp;

Acını gizlice işlediğin satırlarına değin...

Şengül Demir Altındağ

 

Bloga dön