
Gece
Share
Gece... Ne çağrıştırıyor bu kelime size ? Karanlık, gizem, korku, ağlamak, kabullenmişlik, bazen çaresizlik ya da sığınmak mı ? Ya da tam aksine özgüven, cesaret, yeni fikirler, ilham ya da huzur mu ? Hiçbiri mi yoksa hepsi mi ? Sizin fikirlerinizi bilemem ama hepsi de bana “gece” yi hissettiren kelimeler. Sadece bunlar değil hatta. Onlarca kelime daha söyleyebilirim onu tanımlamak için ama bu seferlik bu kelimeler üzerinden anlatacağım onu size.
Karanlık, gecenin en önemli özelliğini tanımlayan bir kelime gibi gelebilir size ama o sadece fiziken anlatır onu. Asıl gece, karanlığın getirdiği yalnızlık ve sessizliğin bize hissettirdikleridir. Ruhumuzdan alıp götürdükleri ya da belki de yüreğimize getirdiği yeni, umut dolu heyecanlardır. Ne kadar farklı değil mi ? Halbuki karanlığın her şeyi ört bas ettiğini düşünürüz aslında. Gündüzü, insanları, suçları, şehirleri ve gözleri... Ama karanlığın açığa çıkardığı tek bir şey varsa eğer o da hislerdir... Gerçek hisler... Gündüzleri hayat telaşından, iş-okul-yol karmaşasından onlara kafa yormadığımız hatta belki de öyle düşündüğümüzü bile fark etmediğimiz asıl hisler, şahsi fikirler... Siz de farkındasınız değil mi gündüzleri bir kenara itip, içimize atıp derinlere gömdüğümüz duygularımızın ve düşüncelerimizin gece yatağa uzandığımızda aniden ortaya çıkıp beynimizi kemirmeye başladığının ? Yoksa siz yatağa uzanınca hemen uykuya dalabilecek kadar dertsiz ve huzurlu musunuz ? Orasını bilemem ama en azından bir gece de olsa kafanızdaki düşüncelerle tavanı ya da duvarı izlediğinize veya dışarıda tek başınıza çaresizce yürüdüğünüze ya da bazı zamanlar insanlardan ve gürültüden gecenin sessizliğine ve gizemine sığındığınıza eminim. İleride gerçekleşebilecek olan bir ihtimalden korkup uykunun arkasına saklandığınıza ya da belki de bu yüzden gözünüze uyku girmediğine veya tam tersine korksanız da her şeyi mecburen kabullenmek zorunda kaldığınıza eminim mesela. Neden bazı şeyleri insanlara rahatça söyleyemediğinizi düşünüyordunuz o sırada ya da belki de bir yenilginin sebebini irdeliyordunuz içinizde. Sessizce ağlıyordunuz belki karanlıkta, sevdiğiniz ya da belki de hiç umursamadığınız birinin sizin hakkınızda söylediği yüreğinize batan yalan yanlış veya sizin kabullenemediğiniz aslında tam anlamıyla gerçek olan bir söz, bir cümle için. Empati kuruyordunuz belki acı bir olay yaşamış bir insanla. Kendinizi onun yerine koyup o anda vereceğiniz tepkiyi tartıyordunuz beyninizde ya da kalbinizde. Ya da bunların tam aksine bir galibiyetin veya hoşlandığınız kişiyi düşünmenin verdiği mutlulukla tebessüm ediyordunuz belki de. Küs olduğunuz en yakın arkadaşınızla veya sevgilinizle barışmanın ya da en azından tekrar eskisi gibi olabilmek için onda ufak da olsa bir belirti fark etmenin, ikinizden birinin yapacağı bir hareketle ya da atacağı tek kelimelik bir mesajla bile olsa aranızın düzeleceğinin farkında olmanın verdiği cesaretle uykuya dalıyordunuz belki yavaş yavaş. Günler veya aylar önce yazdığınız yarım kalan bir şiirin son dizesini tamamlamak ya da bir hafta sonra sunmanız gereken ama henüz bulamadığınız bir projeniz için ilham bekliyordunuz masa başında. Medet umuyordunuz sessizliğin beyninizi tetiklemesinden. Belki de hiç beklemezken aklınıza gelen bir fikirle umutlanıyordunuz anında, unutmamak için kalem kağıt arıyordunuz o fikri kalıcılaştırmak ve ileride hayata geçirmek için. Umutla bakıyordunuz yarına ve geleceğe, bir gece önce dertten tasadan gözünüze uyku girmeyen yatakta aynı tavana bakarak ya da bir zamanlar çaresizce gezdiğiniz sokaklarda tekrardan ama huzurla, özgüvenle yürüyerek. Tüm bu anlattıklarım size de bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi ? Belki dün geceden, belki yıllar öncesinden belki de gelecekten. Çünkü hepimiz belki farklı belki de aynı zamanlarda bunları yaşadık birbirimizden habersiz bir şekilde. Aynı gökyüzü altında aynı tavanlar olmasa da nefes almak için camı açtığımızda, balkona çıktığımızda ya da kendimizi dışarı attığımızda belki de aynı yıldıza bakarak hissettik ve düşündük bugün olanları. Mutlu olduğumuzda aynı geceye gülümsedik veya aynı gecede hüngür hüngür ağladık belki de ya da ayrı ayrı gecelerde tam tersi düşündük ve hissettik belki. Ama yine de bütün bu duyguların tercümanı ve başkahramanı her zaman geceydi bizim için. Belki herhangi bir gece, belki her gece ya da belki de tarih olarak size bir şeyler çağrıştıran özel ve belirli bir gece... Ama ne olursa olsun hep gece...
Elif Sena Ulucan